ÇEVRİM İÇİ MİSİNİZ, ÇEVRİM DIŞI MI? (MAKALE)

Teknoloji ile aranız nasıl? Önünüzdeki bilgisayarı ne kadar tanıyorsunuz? Günümüz en önemli iletişim aracı olan elektronik posta kullanıyor musunuz? Herhangi bir sosyal paylaşım sitesine üye misiniz? Ben, kendi adıma teknoloji ile aramın fena olmadığını, (siz aldırmayın bazılarının beceriksizliklerini örtbas etmek ve iş yapmamak için kendilerini teknoloji özürlü olarak tanıtmalarına), bilgisayarı işime ve kendime yetecek kadar tanıdığımı, elektronik posta kullandığımı ve sosyal bir paylaşım sitesinin üyesi olmakla birlikte pasif bir kullanıcı olduğumu açıkça ve baştan belirtiyorum.

Bir Sosyal Paylaşım Hikâyesi

Birkaç yıl önce ailecek yaz tatilimizi geçirmek üzere gittiğimiz İzmir Özdere’de bir tesadüf sonucu tanıştığımız tahminen yetmiş yaşın üzerinde bir hanımefendi ile sohbet ederken ilerleyen yaşına rağmen bilgisayarı çok rahat kullandığını ve bir Sosyal Paylaşım Sitesine üye olduğunu, orada genç insanlarla arkadaşlık kurduğunu anlatmıştı. Ancak anlattıkları arasında ilginç olan şey, bu hanımefendinin sanal âlemdeki arkadaşlarından kendi gerçek, tanınan ve bilinen kimliği ile yaşını ve kişiliğini gizlemesi, kendini eğitim fakültesinde okuyan idealist bir öğretmen olarak tanıtmasıydı. Ayrıca, profilini bekâr olarak düzenlediğini ve kendisi gibi bekâr olan sanal erkekleri peşinden koşturduğunu, arkadaşlarının ısrarla bir araya gelme ve yüz yüze tanışma teklifleri karşısında ise sürekli bahane üreterek kaçtığını söylüyordu. Çok şaşırmıştık. Ancak âlem sanal olunca, kurulan dostluklarında gerçeklerden çok uzak ve sanal olması kadar doğal bir şey olamazdı. Yani gerçek olan yalnızca dijital yalanlar ve yapaylıktı.

 

İki Yüzlü Bir Alem


 

Kabul etmeliyiz ki elektronik hayatımızın bütün kulvarlarını ele geçirmiştir. İletişim teknolojileri bakımından ise internet bugün gelinen en son noktayı ifade etmektedir. Bu yüzüyle bakıldığında Facebook, Twitter, Myspace, Delicious gibi Sosyal Paylaşım Siteleri modern dünyamızın önemli birer iletişim ve ortak paylaşım alanı olarak önümüzde durmaktadır. Bu dijital/siber/sanal iletişim biçimi insanlar üzerinde ikiyüzlü ciddi bir bağımlılık/bağlılık yaratmıştır. Bir tarafta gerçek yüzünüz, diğer tarafta ise siber yüzünüz.

 

Sosyal Açlık mı? Asosyal Yalnızlık mı?

 

Sosyal ağlar üzerinden hiç tanımadığımız insanları sıcak, samimi, içten ve doğal bir ilişkiye gerçekten ihtiyacımız olduğundan mı hayatımıza girmelerine izin veriyoruz yoksa geyiğine mi? Yalan üzerine kurulan bütün dostluklar güven duygusunu ortadan kaldırır. Dolaştığınız alan sanal olunca, kurulacak dostluklarda sanal olacak ve güven duygusunun olmadığı bir ortamda karşılaşacağınız karakterlerde elbette güven vermeyecek, işaret parmağınızın altındaki bir tuşa dokunmayla da bitecektir.

 

Doğru Kullanılırsa Büyük Kolaylık

 

Günümüzde milyonlarca insanın sosyal paylaşım sitelerinden birine üye olduğu ve yoğun biçimde kullanıldığı yadsınamaz bir gerçektir. Doğru ve amacına uygun kullanıldığında Sosyal Paylaşım Siteleri hayatımıza renk katmakta, büyük kolaylıklar kazandırmakta ve acil durumlarda anlık iletişim ile önemli ihtiyaçlarımıza cevap vermektedir.

 

Özel Hayatınızı Tehlikeye Atmayın

 

Sanal âlemin kullanıcı portföyü sürekli arttıkça, karşımıza çıkacak iyi/kötü sürprizlerde (tehlikelerde) bir o kadar artıyor. Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir haberde yapılan bir araştırmanın sosyal paylaşım siteleri üzerinden milyonlarca kişinin bilgilerine rahatlıkla ulaşılabildiğini, gizlilik ayarlarının kullanılmadığını, binlerce kullanıcının sosyal paylaşım sitelerinde kimlik bilgilerinden, oturduğu adrese, çalıştığı işyerine kadar birçok bilgiyi çekinmeden paylaştığını ortaya koyduğunu yazıyordu. Bu yüzden gizlilik hesap ayarlarının çok iyi yapılması gerekiyor. Aksi takdirde bu bilinçsiz paylaşım özel hayata ait bilgilerin kötü niyetli birilerinin eline geçmesine neden olacaktır.

 

Farklı Düzlemler

 

Yaşadığımız ana ait duyduğumuz, dokunduğumuz, hissettiğimiz, refleks verdiğimiz, gördüğümüz gerçek sosyal ortam ile hiçbir şey hissetmeden yalnızca elektromanyetik kanal üzerinden haberleşebildiğimiz sanal ortam birbirinden farklı iki ayrı âlem, iki farklı düzlemdir.

Sanal ortamlar bir taraftan sınırları ortadan kaldırarak herkesin her şeyden haberdar olduğu evrensel bir sosyal paylaşım ve etkinlik alanı oluştururken, diğer taraftan da iletişim kuran karakterler arasında ikiyüzlü bir yaklaşımı desteklemesi yönüyle de her toplumun ve her kültürün kendine has ahlaki değerlerin yitirilmesine de zemin hazırlamaktadır.

İşte bu yüzden, teknoloji ve onun hayatımıza soktuğu modern yaşama kültürü ve zihniyeti kötü ve ahlaksız bir alışkanlığa dönüştürmeyi, duyu organlarımızla varlığını tescil ettiğimiz hayattan uzaklaşarak kendimizi yapay bir âlemin içine hapsederek hissiz bir ortamda saatlerce ekranın karşısında masa başında vakit geçirmeyi doğru bir tercih olarak görmüyorum.

Sosyal ağların tüm karakterler üzerinde aynı olumlu/olumsuz etkiyi yaptığını söylemek doğru olmaz. Kurgulanmış sahici olmayan kimlik bilgileriyle ring yapılan bu dijital platformlarda eğer sağlam bir iradeniz, güçlü bir manevi/psikolojik altyapınız ve çelik gibi imanınız yoksa sağlam bir gerçek/yalan dengesini kuramazsanız karşılaşacağınız sürprizler karşısında siber âlemin çöplüğünde kaybolmakla kalmaz deyim yerindeyse İç âleminizde onarılamaz hasarlara maruz kalır ve hayatınız kayar.

Eğer irademiz gerçek ile sahte, iyi ile kötü arasındaki farkı yakalar ve kişiliğimiz dünyanın tüm çirkinliklerine ve ahlaksızlıklarına karşı koyabilme direncini gösterebilirse ne ala…

 

***

 

Yüz yüze olmanın, sohbet etmenin, fikir teatisinde bulunmanın, konuşmalar arasına mimik katmanın ve yeri gelince beden dilini kullanmanın vereceği keyif ve yaşatacağı zevki hiçbir mekanik veya elektromanyetik iletişim aracı veremez ve yaşatamaz.

Bu duygudan mahrum kalmamak için dostça bir araya gelinen ortamları ve yüz yüze yapılan iletişimi çok önemsiyorum.

Sosyal ağları hangi maksatla hayatımıza katarsak katalım,

İster mekanik ilişkiye açık olalım, ister kapalı,

İster çevrimiçi olalım, ister çevrimdışı,

Manevi bağlarımızın zayıfladığı ve kopma noktasına geldiği günümüzde samimi, candan ve içten kurulan gerçek dostlukları ve yapılan sohbetleri birer sosyal terapi olarak görüyorum.

Ne dersiniz?

 

Hasan Yakup CANGÜVEN

 

Aramalarınız:

  • göz yanılması
  • sosyal ağlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir