EĞİTİM VE KURUMLAR

 

Eğitim, hayatın karşımıza çıkaracağı problemlerin çözümünde sahip olduğumuz yegâne anahtardır.

Hatırlarsınız…

Televizyon ve beyaz perdeden tanıdığımız şovmen Cem Yılmaz yakın bir geçmişte Televizyonlarda yayınlanan bir cips reklam filminde ‘Eğitim Şart’ esprisiyle toplumun dikkatini eğitim faktörüne çekmişti. Bu reklam filminin toplum üzerinde bıraktığı etki hala devam ediyor olmalı ki, bugün bile küçük bir konuyu müzakere tarzımızdan tutun, basit bir park yeri meselesine varıncaya kadar yaşadığımız bazı olumsuzlukları tanımlayabilmek ve refleksimizi dile getirmek için ‘Eğitim Şart’ esprisini söylüyoruz.

Eğitim, olumlu sonuçları ancak uzun vadede alınabilecek zorlu bir süreçtir. Ülkelerin ve toplumların kalkınmasında birinci, ertelenemez ve ötelenemez olan eğitim, günümüzün en önemli sosyal meselelerinin de başında gelmektedir.

(Çinli Filozof) Kuan-Tzu (M.Ö. 1000) Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, Yüz yıl sonrasını düşünüyorsan toplumu eğit sözü ile toplumların varlıklarını sürdürebilmeleri için yine toplumun en önemli temel taşını oluşturan insanın yetiştirilmesindeki zorluğu ve meşakkati anlatmaktadır.

Eğitimsiz asla hiç bir şey olmuyor. Vahşi hayatı anlatan belgeselleri izliyorsanız orada da göreceksiniz ki, her canlı doğadaki varlığını sürdürebilmesi için dünyaya getirdiği yavrusuna kendini savunması ve hayatını idame ettirebilmesi için nasıl avlanacağını öğretir. İnsanoğlu da dünyaya geldiği o andan itibaren hayatı boyunca kaçamayacağı bir eğitim sarmalında bulur kendini. Tıpkı vahşi doğa da olduğu gibi…

Eğitim, hayatımızın her katmanında çok önemli bir unsur bizler için. J. Astor, ‘İnsanın yapısında eğitmekle düzeltilemeyecek hiçbir özellik yoktur’ der. Sokrates ise, ‘Dünyada her şeye kıymet biçilir, ama öğretmenin eserine kıymet biçilemez’ diye seslenir kendi yüzyılından günümüze. Ve Montaigne Eğitim görmüş halkı bir yöne sevk etmenin kolay, sürüklemenin güç; idare etmenin kolay, köleleştirmenin ise imkânsız olduğunu söyler.

Hizmet içi eğitimin önemi

Bilgi çağı ile birlikte, sektörler ve kurumlar nezdinde personel kavramı genel anlamda eskisine nazaran daha ciddi bir farklılık göstermektedir. Bugün, günlük gazetelerin İnsan Kaynakları ilanlarına baktığınızda kurumlar diplomanın yanı sıra, sorunları tanıyacak ve çözüm aşamasında diğer çalışanların katkıları ile birlikte bir sentez oluşturacak, analitik düşünme yapısına sahip personel istihdam etme arzusundadır.

Dolayısıyla sahibi olduğu insan kaynaklarının, eğitim seviyelerinin yüksek olmasının yanı sıra nitelik yönünden donanımlı ve zengin olması kurumların kalkınmasında çok önemlidir.
Sosyal, ekonomik ve teknolojik alanda yaşanan hızlı değişimler yeni bilgileri ortaya çıkarmakta, mesleki bilgilerimizin bir kısmının eskimesine ve zamanla geçerliliğini yitirmesine neden olmaktadır. Bu durum günlük hayatımızla birlikte iş hayatımızı da olumlu/olumsuz yakından etkilemektedir.

Bu gelişmelere paralel olarak kurumlar, hizmet kalitesinin artırılması için çeşitli seminerler, konferanslar veya bazı materyalleri kullanarak çalışanlarına hizmet İçi eğitim vererek personelin iş veriminin artırılması, bilgi ve becerilerinin günün şarlarına göre yenilenmesini hedeflerler. Buradaki temel amaç insan kaynaklarını aktüel hale getirirken sektörel yarışta da rakiplerin gerisinde kalmama dürtüsü yatmaktadır.

Dolayısıyla, kurumların sürdürülebilir bir başarı yakalayabilmeleri, pazar paylarını artırma ve sektördeki rakiplerinin önüne geçebilmeleri belirli aralıklarla yapmak zorunda oldukları hizmet içi eğitimden geçmektedir.

Unutulmamalıdır,

Bireyin kendi entelektüel birikimi ve alacağı hizmet içi eğitimin sentezi ile oluşacak nitelikli insan kaynakları gücü kurumların başarısını da doğrudan etkileyecektir.

Hasan Yakup CANGÜVEN

 

Aramalarınız:

  • eğitim ile kurumlar

Yazar: Barbaros

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir